23 Kasım 2014 Pazar

2 KARDEŞ SOBADAN ZEHİRLENDİ

Fethullah Gülen'in Sözleri Beddua Değil,Akitleşme,Mülâane ve Mübâheledir

23 Aralık 2013, 14:45
Bu makale 2172 kez okundu
Fethullah Gülen'in Sözleri Beddua Değil,Akitleşme,Mülâane ve Mübâheledir
MUSTAFA TÜRK


Beddua diye düşünülen sözlerin İslam hukukunda bir karşılığı var ve bu ruhsatı Kur'an ayetlerinden almıştır. Buyrun okuyalım.
"Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa,de ki:“Gelin,oğullarımızı ve oğullarınızı,kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de,Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.(Âli İmran 61)
… dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,bize de nisbet ediyorlar,dolayısıyla ben bizi de onların içinde görerek diyorum... Dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,yaptıkları şey Kur’an’ın temel disiplinlerine aykırıysa,Sünnet-i Sahiha’ya aykırıysa,İslam’ın hukukuna aykırıysa,modern hukuka aykırıysa,günümüz demokratik telakkilere aykırıysa Allah bizi de onları da yerlerin dibine batırsın,evlerine ateş salsın,yuvalarını başlarına yıksın.

                                              *                        *                            *
                                       HOCAEFENDİ BEDDUA ETMEDİ AHİT DUYURDU

Bazıları şart cümlelerini görmezden gelerek Fethullah Gülen'in sözlerini beddua olarak algılamış. Bunun üzerinden dahi iftiralar,ithamlar sıra sıra gelmiş.. Zaten malumdur,Hocaefendi her zaman ya cahillik ya da bilgisizlikten dolayı yanlış anlaşılmış ve iftiralara maruz kalmıştır. Bir kaç kere dillendirmiştim. Hocaefendiyi anlamanın bir zeka eşiği vardır,lütfen bu eşiğin altındakiler hocaefendiyi izlemesin,dinlemesin.

Hocaefendi beddua etti şeklinde lanse edilmiş olan paylaşım doğru bir tanımlama değildir. Hocamız Kur'an-ı Kerim'de Ali imran suresinin 61 inci ayetinin manasında olduğu gibi bir ahit duyurmuştur. Eğer hizmet hareketi mensuplarının bu konuda bir hatası ve kastı varsa bizim üzerimize,eğer hizmet hareketi mensuplarının hataları yoksa o masum insanları karalayıp görevden alanlar üzerine bir Allah'ın lanetinin inmesini dilemek var. Yanlış anlamayalım. Yanlış anlatmayalım.

1- Hocaefendi'nin duasında isim yok.

2- Dua manaen çok şümullu "Zalim" tavsifine giren herkes duanın muhatabı.

3- Hocaefendi milletimizin tek bir ferdinin burnunu dolaylı da olsa kanatmadı,

Beddua diye düşünülen sözlerin İslam hukukunda bir karşılığı var ve bu ruhsatı Kur'an ayetlerinden almıştır. Buyrun okuyalım.

"Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa,de ki:“Gelin,oğullarımızı ve oğullarınızı,kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de,Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.” (Âli İmran 61)


Mülâane ve Mübâhele

Suçlama ve iddialaşmalarda,doğrunun ve haklı olanların ortaya çıkması ile ilgili olarak Kuran-ı Kerimin beyan ettiği üzere mülâane ve mübâhele yoluna gidilir.

Bunlardan mülâane (liân) yani karşılıklı lanetleşme meselesinde,kocanın şâhit olduğu bir zina olayında başka şâhit bulunmadığı zaman bu husus uygulanır:Kendi eşlerini zina etmekle suçlayıp da buna dair kendileri dışında şahit bulamayan kocalar;kendilerinin doğru söylediklerine dair ayrı ayrı dört kere Allah adına yemin eder,şâhitlik eder,beşinci kere ise,yalancı olması hâlinde Allahın lânetinin kendi üzerine gelmesini ister. Hanımın ise,kocasının bu suçlamasında yalancı olduğuna dair ayrı ayrı dört kere Allah adına yemin ve şahitlik etmesi,beşincide ise kocasının doğru söylemesi halinde,Allahın gazabının kendi üzerine çökmesini dilemesi,kendisinden cezayı kaldırır. (Nur Suresi,7-9)

Kadınlara iftira atmakla ile ilgili cezayı bildiren ayet gelince Ensardan Sad bin Ubade veya Asım b. Adiy ayağa kalkıp Bir adam karısı ile birisini görse (ve şahit bulamasa) ne olacak? Dava etse (şahidi olmadığı için iftira ediyorsun diye) seksen değnek vurulacak ve şâhitliği reddedilecek;fâsıklığına hükmolunacak;vurup öldürürse,katlolunacak;dört şahit bulmaya gitse ortada kimse kalmayacak. Bir açıklık getir Allahım. dedi. Sonra yakınlarından birisinin başından da böyle bir olay geçince Peygamber Efendimizin (sas) yanına gidip meseleyi anlattılar. Efendimiz (sas) kadını sorguya çekti. Kadın inkar etti. Kocası ise Gözlerimle gördüm,kulaklarımla dinledim,Allah biliyor ki,ben doğruyum,ancak hakkı söyledim,her halde Allahın buna açıklık getireceğini ümit ederim. dedi. Derken Allah Resulüne (sas) vahiy gelmeye başladı ve mezkûr liân (lânetleşme) ayetleri indi.

Daha önce de üzerinde durduğum üzere,Hicrî 9. yılda Necran Hıristiyanlarını temsil eden 70 kişilik heyet,başlarında dinî ve dünyevî liderleri de olarak Medineye gelip Peygamber Efendimiz (sas) ile Hz. İsa Aleyhisselam hakkında tartışmışlardı. Neticede Efendimiz (sas) Artık sana bu ilim geldikten sonra,kim seninle İsa hakkında tartışmaya girerse de ki:Haydi gelin oğullarımızı ve oğullarınızı,hanımlarımızı ve hanımlarınızı ve bizzat kendimizi ve kendinizi çağırıp,sonra da gönülden Allaha yalvaralım da bu konuda kim yalancı ise Allahın lânetinin onların üzerine inmesini dileyelim. (Al-i İmran,61) ayetine dayanarak,delilden anlamayan bu insanlara,mübâheleyi (yani hangi taraf yalancı ise Allahın ona lânet etmesini bütün kalbiyle istemeyi) teklif etti.

Bunun üzerine Hz. Peygamberden (sas) düşünmek için mühlet istediler. Bunu kendileri için tehlikeli bulup kabul etmediklerini bildirmek üzere Hz. Peygamberin yanına geldiklerinde baktılar ki,Resulullah (sas) Hz. Hüseyini kucağına almış,Hz. Hasanın elinden tutmuş,Hz. Fâtıma ile Hz. Aliyi arkasına almış Ben dua edince siz de Amîn dersiniz diyor. Heyet başkanı mübâheleyi kabul etmeyip cizye vererek İslâm hâkimiyeti altında yaşamayı benimsediklerini bildirdi. Hz. Peygamber de onlara bir emânnâme yazdı.

Bu meseleyi niçin yazıyorum? "1993-1994 yıllarında Amerika'da Türkiye'den gelmiş öğrencilerin kurdukları bir internet sayfası vardı. Remzi Çayır isimli bir öğrenci durmadan Hocaefendi'ye saldırıyor,olmadık iftiralar atıyordu. Mesela 1992 yılında Türk yürüyüşüne katıldığını ve bu yürüyüşte Yahudilerle kol kola yürüdüğünü iddia ediyordu. Bunun mümkün olmadığını kendisine kaç defa izah etmiş isek de iftiralarına devam edince işte bu âyetleri ve olayları anlatarak kendisini mübâheleye davet ettim. Bunun üzerine söyleyecek hiçbir şeyi kalmayınca iftiradan vazgeçti. Aynen yeni müfterilere de böylece meydan okuyorum. Ya vazgeçerler veya bu mülâane ve mübaheleyi kabul edip yaparlar. Görelim kendilerine ne kadar güveniyorlar."(Abdullah Aymaz)


YANLIŞ OLARAK FETHULLAH GÜLEN'İN BEDDUASI BAŞLIĞI VERİLEN İFADELER ŞÖYLE:

"...eğer hakikaten bu olumsuz şeylerin üzerine giden arkadaşlar,kimse onlar tanımıyorum,binde birini bile tanımıyorum... Bu işin üzerine,‘Hukukun ve aynı zamanda sistemin,dinin ve aynı zamanda demokrasinin gerektirdiği şeyler bunlardır’ deyip,arınma adına,yıkanma adına,temizlenme adına,kirlerin öbür tarafa kalmasına meydan vermemek adına bir şey yaparken dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,bize de nisbet ediyorlar,dolayısıyla ben bizi de onların içinde görerek diyorum... Dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa,yaptıkları şey Kur’an’ın temel disiplinlerine aykırıysa,Sünnet-i Sahiha’ya aykırıysa,İslam’ın hukukuna aykırıysa,modern hukuka aykırıysa,günümüz demokratik telakkilere aykırıysa Allah bizi de onları da yerlerin dibine batırsın,evlerine ateş salsın,yuvalarını başlarına yıksın. Ama öyle değilse,hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler,cinayeti görmeyip de masum insanlara cürüm atmak suretiyle onları karalamaya çalışanlar... Allah onların evlerine ateşler salsın,yuvalarını yıksın,birliklerini bozsun,duygularını sinelerinde bıraksın,önlerini kessin,bir şey olmaya imkan vermesin. ”


Bu açıklamalardan sonra anlaşıldığı üzere Muhterem Fethullah Gülen hocaefendinin ifadeleri Ahitleşmedir,Mülâanedir,mübâheledir! Doğrunun,haklının,masumun ortaya çıkması adına -zarureten- başvurulan Kur'an'î bir metoddur.. Hocaefendi'nin dün yapmış olduğu dua bir beddua değildir. Kuran'da Nur süresi 7/9 ve Ali İmran 61. Ayetlerde de geçen bir mülaene/ mübahele/ muahede'dir. Yani Artık konuşulacak bir şey kalmadığında haklı ile haksızın ayrılması için Allah'ı şahit tutarak Allah'ın lanetini iki taraf üzerine dilemek ve iki tarafında âmin demesidir. Bu dua iki tarafı da içine alır. Kendi doğruluğundan emin olan âmin der. Emin olmayan kaçar. Yoksa bir tarafın diğer taraf için okuduğu lanet değildir. Efendimiz veya diğer büyük Zatlar böyle yapmamıştır diyenler cehaletlerinden böyle konuşuyorlar. Efendimiz de beddua etmiştir. Hem de farz namazın içinde. Diğer büyük Evliya da etmiştir. Bunu doğruluklarını ortaya çıkarmak için yapmışlardır. Tefsirlere bakabilirsiniz. Kendini doğru bilen âmin der! Cesaret edemeyen demez! Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın! Kalpleri ancak Allah bilir.

İftira,yalan değilse söyledikleriniz,
Kendinize,tarafınıza,doğruluğunuza,Rabbinize güveniyorsanız,
Korkmanıza, düşünmenize, ajitasyon, cerbeze yapmanıza gerek yok..!

Şayet "ajansa","dış destekliyse" ise,"operasyoncuysa" ise bu insanlar;
Buna da eminseniz Rahaaaat rahat amin diyebilirsiniz!

Bakın biz ilk andan beri diyoruz,hem de bağıra bağıra ve tüm kalbimizle..!

AMİN,AMİN AMİN..........



"Yüreği yeten,Allah'a ve ahirete gönülden inanan herkes,Hocaefendi'nin bu yakarış ve duasına âmin desin..." Ekrem Dumanlı

alt

"Benim bugüne kadar bildiğim hocaefendi hep şefkati hep duayı ön plana çıkarmıştır. ben onun beddua ettiğine ilk defa şahit oluyorum. hepimiz memleketin zararına hareket edenlere beddua etmeliyiz böyle bir beddua varsa buna hepimizin katılması lazım ben bunu üstüme almam şahsen" Hüseyin Çelik

alt

FETHULLAH GÜLEN= "BEDDUAM ÇARPITILDI"

"Bir tavzihte daha bulunmak istiyorum. Siz şahitsiniz ben burada dedim ki:“Eğer birileri.. biz de dâhiliz buna ve bize nisbet edilen insanlar da.. -nisbetleri ne kadar doğru.. şu arz ettiğim kategori içinde olabilir- ve bunların binde birini ben tanımıyorum. Eğer onlar ve biz,bir yanlışlık yapıyorsak,Allah’ın ahkâmına göre,Cenâb-ı Hakk’ın murâd-ı Subhânîsine göre,adalet-i Kur’aniye’ye göre,modern hukukun adalet sistemine göre,bir yanlışlık yapıyorsak şayet,topluma hıyanet sayılacak bir yanlışlık yapıyorsak şayet,geleceğimizi karartma adına bir yanlışlık yapıyorsak şayet,Allah evlerimize ateş salsın,bizi yerin dibine batırsın!..” Bir şeye güvenerek böyle dedim. İnanıyorum ki,sizin içinizde,şu farklı kategorilere rağmen,şu gayr-i mütecânis toplumun değişik kategorilerdeki farklı renk,desen,şekil ve şivelerine rağmen,böyle bir şeye sukût etmiş insan yoktur inşaallah ve dolayısıyla da inşaallah Allah onların evlerine ateş salmaz. Sonra da dedim:“Hakka ve hakikate karşı saygısızlığı kim yapıyorsa,harâmîliği kim yapıyorsa,hırsızlığı kim yapıyorsa,milletimizin halâsı adına,arınması adına,aklanması adına,aklık peşinde koşanların aklanması adına,Allah onların evlerine ateş salsın.” Ama görüyorum ki sadece bu son kısmı bir yönüyle İnternette,“tweet”lerde,gazetelerde neşretmek suretiyle meseleyi çarpıtma hıyanetini irtikâb eden,kara ruhlu,kara düşünceli,kara vicdanlı,kara kalemli bir sürü kara-kapkara insan var. Meseleler böyle çarpıtılınca,bir kesime de meseleler öyle gidiyor;dolayısıyla toplumun değişik kesimleri birbirinden kopuyor ve uzaklaşıyor. Tavzihte bulunma lüzumunu hissettim;çünkü çirkin,densiz,seviyesiz bir iftira ve çarpıtmaydı."

http://www.fgulen.com/tr/abd-sohbetleri/bamteli/37733-fethullah-gulen-bamteli-birlik-dirlik-ve-beraberligin-yolu

Kaynak: http://www.iftiralar.org/fethullah-gulen-hocaefendiye-atilan-iftiralar/2079-fethullah-gulenin-sozleri-beddua-degil-akitlesme-mulaane-ve-mubaheledir.html

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Web Sitemizin Görsel Tasarımını Nasıl Buluyorsunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
KARİKATÜR
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV

banner109

banner143

banner133

banner131

banner119