Tufan Sarıtaş

Tufan Sarıtaş


YUNUS EMRE'NİN MİRASI: AŞK

04 Haziran 2021 - 17:51

Yunus, bir şair değildir aslında. Yunus, aşıktır. Şiir, O'nun aşkının dışavurumudur. Bu yüzden “Aşık Yunus” der kendisine ve ekler “gel gör beni aşk neyledi”. Hal böyle olunca, O'nun şairliğinden ve şiirinden ziyade, dar havsalamızın kifayetsizliği içinde, naçizane birkaç paragrafla da olsa bu satırlarda, Yunus'un aşkından bahsetmek istiyoruz. Nasıl olur da sınırlı olan bir varlık olarak insan, hiçbir şekilde teması olmayacağı sınırsız bir varlık olan Allah'a aşık olabilir?
***
Schopenhauer, aşkın, insan türünün devamı için insana verilmiş bir içgüdü olduğunun altını çizer. Bu açıklamaya göre, her insanın bilinçaltı, üremek için kendisine uygun bir birey arar. Fizyoloji, biyoloji, psikoloji vb. gibi birçok faktör, insanlar arasında aşık ve maşukları ortaya çıkarır. Ama ya insan, bir ilaha olan aşktan bahsediyorsa, bu ilahi aşkın altında hangi faktörleri aramak lazımdır? İnsan, aşkın bir varlık, bir vacib-ül vücud olan Allah'a hangi bağla ilişiklenebilir? Haşa, O'na yanaşmak ve yaklaşmak ne mümkün! Peki o halde nasıl bir gönül, nasıl bir zihin, nasıl bir his, bir Garip Yunus'u, bir Aşık Yunus haline dönüştürmüştür?
***
Tolstoy, “tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar, ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir” der. Yunus, bir derviştir ve tüm hayatı boyunca “baş açık, ayak yalın çağırayım Mevlam seni” diyerek ya bir yolculuğa çıkmış ya da bir şehre girmiştir. Muhteşem hikayesi de diyardan diyara süren ve bitmek tükenmek bilmeyen bu yolculuklarla ortaya çıkmıştır. Rivayete göre; bu ilk önemli yolculuklarından birinde Hacı Bektaş Veli'ye buğday istemeye gitmiştir. Hazret, kendisine “buğday mı yoksa himmet mi dilersin” diye sormuş. Yunus, belli ki ihtiyaç içerisindeki ahaliyi düşünerek “buğday” demiş, neden sonra pişman olarak geri dönmüş ve himmet istediğini söylemiştir. Ancak Hazret, kendisine, yüreğini açacak anahtarın, Tapduk Emre'de olduğunu bildirince, varmış gitmiş oraya ve “Tapduk'un tapusunda, kul olduk kapısında, Yunus miskin çiğ idik, piştik elhamdülillah” diyerek, Aşık Yunus olmuştur.
***
Her şey aşkla başlamıştır ve yıllarca Tapduk'un kapısına aşkla odun taşımıştır Yunus. Bakarlar ki, dergâha getirdiği tüm odunlar dümdüzdür. Bunun nedenini soranlara, bu kapıdan eğriliğin giremeyeceğini söyler. O kadar haklıdır ki Yunus, aşkın kapısından eğriler ve eğrilikler giremez. İlahi aşka kavuşmak, ormandaki düz odunları toplayıp getirmek kadar basit bir vesileyledir belki. Ama niyeti, Allah olana...
***
Yunus, insandan insana olan itkiyi, mekândan münezzeh olan Allah'a yönelterek gerçek aşk kılmıştır. Şiirlerinden ilim sahibi olduğunu anladığımız Yunus, “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, ya bu nice okumaktır” diyerek, gerçek ilmin, kendini bilmek olduğunu belirtir. Peki nedir kendini bilmek? Acaba aşkın anahtarı olan ilim, bu mudur? Elinize 10 cm'lik bir cetvel aldığınızı düşünün. Artık her şeyi bununla kıyaslayarak, nesnelerin uzunluklarını öğrenebilirsiniz. Cetvelin amacının, nesnelerin uzunluklarını ölçmek olduğu kolayca anlaşılır. Ama aslında nesneler var olmasına karşın, cetvelin üzerindeki uzunluk birimi olan santimetre, tamamen varsayımsal bir varlığa sahiptir ve gerçekte yoktur. Aslonan, bu uzunluk varsayımı üzerinden nesneleri soyut bir şekilde boyutlandırmak ve birbirleri ile kıyaslamaktır. İnsan varlığı da sanki santimetre gibi varsayımsal bir varlıktır. Varlığı, Allah'ın varlığını anlamak için kendisine ihsan edilmiş zayıf bir varlık derecesindedir. Söz gelimi atomlarına veya atom altına inildiğinde, varlığının titreşimlerden ibaret olduğu görülür ve neredeyse yok denilecek kadar zayıf, adeta sis gibi bir varlığa bürünmüştür bu alemde. İnsan, kendisini, varlığını bilip, Allah karşısında bir varlık gösteremeyecek kadar değersiz bir varlığı olduğunu anlayınca, Allah'ın varlığını kavrayıp, belki bir varlık kazanır. Bu hakikate işaret maksadıyla “bu şehrin sultanı var, kamuya ihsanı var, sultanla bilişenler, yok iken vara benzer” der, Yunus. Aşkın güç olan Allah, kendindeki varlığın değersizliğini bilip, O'nun için varlığını yok sayanlara tecelli eder bazen ilimle, bazen de aşkla. Allah, tecelli için Yunus’a aşkı tercih etmiştir. Ve o günden bugüne, Aşık Yunus, dizeleriyle aşkı fısıldamaktadır kalplerimize...
***
Yunus Emre yılı olarak ilan edilen 2021'de Yunus'u okumak, belki okumaya, anlamaya, O’nu duyumsamaya, hissetmeye başlamak, O'nun mısralarının gönlümüze dokunmasına izin vermek dileğiyle, gönlümüz ve gönlünüz aşka açık kalsın her daim…

 

Dr. Tufan Sarıtaş
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum