Şerafettin Güç

Şerafettin Güç


Yüz Karası Değil Kömür Karası

30 Aralık 2020 - 16:07

Sözlük anlamında kömür tarifi: Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için yanmasından ya da çok uzun süre toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, kara renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon olan katı yakıt.

İlk olarak milattan önceki yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Kömür işletmeciliğine ait bilgiler onikinci yüzyıla aittir. Kömürün yoğun olarak kullanımı ise onsekizinci yüzyıla  rastlar. Özellikle gelişen sanayi ve endüstri, kömür kullanımını arttırmış, kömürü önemli bir maden haline getirmiştir. 

Orta Toros Dağlarının içerinde bir Linyit Kömür Havzası var. Bu bölgenin coğrafyasına ve tarihine baktığımız zaman anlıyoruz ki; Karamanoğulları Beyliğinin ilk kuruluş yerleri içerisinde olduğunu görüyoruz.

Yıllar önce bölgede ilk kömürün izini bulan Veli Göksu amcamızdır.

Ermenek Kömürü diye markalaşan bu bölgede ki köyün eski adı “Cenne‘dir.” Köyde Nallıca adı verilen alçak vadide yörenin en güzel pamukları yetiştiği için köye Pamuklu adı verilmiştir.

Köyün hemen yanı başında yöre halkının ifadesiyle “Asar Kalesi” – “Kıble Kalesi” – “Karınca Kalesi” gibi isimlerle ifade ettikleri bir yerleşim yeri var. Bölgeye tamamen hakim bir tepeye konuşturulmuş bir kale.

Bu kalenin Şikari Tarihinde Karamanoğulları anlatımında ismi “GARGAT Kalası” olarak geçer. Özelliklerinden biri de, Karmanoğulları Beyliğinin askeri mühimmat deposunun olduğu yer burası.

“Andan kalkub Alâtâğ yüzünden Ermenâk’e yakın geldiler. Üç yerden bin âdem pusu kodular. Menteşâ’yı üç yüz er ile kal’aya gönderdiler. Nûreddin yâb yâb varmağa başladı. Menteşâ, seherin kal’aya geldi. Kâfir ‘askeri görüb sâfi demüre gark olub bin altı yüz kâfir taşra çıkub Menteşâ ile bir mıkdâr ceng eylediler.”

“Menteşa sınub kaçdı. Kâfir-i koduk kal’adan ayrıldı. Turğud ve Bayburd bir yanadan yürüdü. Eşref, Hacı Bahâdır pusudan (10a) çıkub kal’adan cânibini aldılar. Kosun ‘İmâdeddin bir cânibden yürüdüler. Nûreddin Beg tabl ü nakkare döğüb yürüdü. Kâfir ânı görüb döndü. Kaçan gördü, dört yanın bağlamışlar.”

“Andan sonra Ermenâk’e gelüb mesken edindiler ve oğlu Karaman’ı yerine beg edüb kendü Sivas’a geldi. Baba İlyâs derler idi, bir ulu şeyh var idi. Âna bi’at edub sofu oldu.”

“Kıvameddin, ‘Alâüddin’in gelecegin duyub derbende gelüb ‘Alâüddin’in üç bin âdemin helâk eyledi. ‘Alâüddin, ol hâl(i) görüb atdan inüb yüzün yere vurub Hudâdan nusret diledi. Kılıc ‘uryân edüb Kıvâm’ın üstüne yürüdü. Şöyle ceng eylediler ki sahrâlar kanla toldu.”

“Kıvâm sınub Gargara Kal’asına düşdü. ‘Alâüddin dört bin er ile kal’aya nerdübânlar kurub içerü girüb yedi bin âdem katl eylediler. Kıvâm’ı dutub zincire aldı. Andan sonra Mut Kal’asına gelüb Kıvâm’ın hazinesin çıkardılar. Kırk altun cebe, altmış küb mâl, üç yüz deve yükü cebehâne bin gümüş cebe, üç yüz gümüş kürsî.”

“Yüz Karası Değil Kömür Karası” bölgesinin bir başka değeri ve tarihsel önemi sadece bunlardan ibaret değil.

Şerafettin GÜÇ

Kaynaklar:
 

  • https://tr.wikipedia.org/wiki/
  • Cunliffe, Barry W. (1984). Roman Bath Discovered. London: Routledge. pp. 14–15, 194. ISBN 978-0-7102-0196-6
  • Şikarinin Dilinden Karamanoğulları Tarihi ISBN: 978-605-9661-02-7





YORUMLAR

  • 0 Yorum