DAĞLARA BUĞDAY SERPİN!

II. Haçlı Seferi sırasında yiyecek sıkıntısı çeken ve açlığın pençesine düşen kalabalık bir düşman birliği, ahalisi içinde Rumların da bulunduğu bir Anadolu kasabasına girer. Amaçları Rumlardan yardım almak ve erzak ihtiyaçlarını gidermektir. Bu kadar fazla sayıda askere yardım etmek, yiyecek vermek istemeyen Rumlar, Türkmenlerle birlik olup Haçlılarla mücadeleye girişirler. Rum ahali, Haçlıların gözünde artık haindir. Türkün kılıcı ile Rum’un ihaneti arasında sıkışıp kalırlar ve en nihayetinde teslim bayrağını çekerler. Yorgun, sefil ve aç olan bu Haçlı askerler esir düşüp aman dileyince, Müslüman halk bu kez merhametini gösterir onlara. Anlatılanlara göre, bu esirlerin üç bin tanesi kendilerine gösterilen bu merhametten etkilenip Müslüman olur. Bunu duyan Papaz Odon şöyle feryat eder;”Ey merhamet! İhanetten daha zalimsin. O kadar zalimsin ki, düşmanımızı bile bize sevdirdin.”
Savaş meydanında kılıç kalkan, hakikat meydanında merhamet..
Kişi önce merhametli olmalı.
Malum olduğu üzere kış nihayetinde kendini hissettirdi. Yerler buz, hava ayaz. Herkes aynı imkânlara sahip değil. Gecenin bir vaktinde evin penceresinden baktığımızda, çocuklarına ekmek götürebilmek için o dondurucu soğukta kâğıt, karton toplayan babalar var. Bizim gözden çıkardığımız kimi elbise ve eşyalar başka bir insanın hayali olabilir, bunları ihtiyacı olan insanlarla paylaşalım. Kapılarımızın önlerine, sokağımızın bir köşesine sokak hayvanları için birkaç lokma yemek, bir kap su bırakalım. Yaşam alanlarını ellerinden aldığımız sokak hayvanlarına yaşama imkanı sunmak insan olmanın bir gereği. Bunları yapmak bizi süper kahraman yapmaz, sadece insan olduğumuzu hatırlatır. Bu dünyada yalnız yaşamıyoruz. Bu ülkede, bu şehirde, bu mahallede, bu sokakta yalnız yaşamıyoruz.
Hem ne diyordu Halife Ömer; “Dağlara buğday serpin. Müslüman ülkede kuşlar aç demesinler..”
İyi hafta sonları..
Gazete İmaret

YORUMLAR

  • 0 Yorum